MARTI TAG KARARI, RUHSATSIZ TİCARİ YOLCU TAŞIMACILIĞINA GENEL BİR İZİN DEĞİLDİR

MARTI TAG KARARI, RUHSATSIZ TİCARİ YOLCU TAŞIMACILIĞINA GENEL BİR İZİN DEĞİLDİR

HABER TARİHİ: 23 Ekim 2026
88 Kişi okudu

MARTI TAG KARARI, RUHSATSIZ TİCARİ YOLCU TAŞIMACILIĞINA GENEL BİR İZİN DEĞİLDİR

Artık Yeter !

“Teknolojik gelişmeye değil, kuralsız taşımacılığa karşıyız. Yolcunun güvenliği, çalışan şoförün hakkı ve adil rekabet birlikte korunmalıdır.”

 

Kamuoyuna yansıyan Feri Müdahil olduğumuz Martı TAG davasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı, şehir içi ulaşımın geleceği bakımından önemli bir hukuki tartışma başlatmıştır. Birleşik Taksi Şoförleri Derneği (BTD) olarak yargı kararlarına saygı duyduğumuzu; ancak bu kararın kapsamının kamuoyuna doğru anlatılmasının zorunlu olduğunu ifade ediyoruz.

Mahkeme, Martı TAG platformuna karşı açılan haksız rekabet davalarını reddetmiştir. Bu sonuç, özel araçlarla yapılan her ücretli yolculuğun hukuka uygun bulunduğu ya da ruhsatsız ticari yolcu taşımacılığının serbest bırakıldığı anlamına gelmemektedir. Karar, platformun haksız rekabet sorumluluğu ile sürücülerin fiilî taşıma faaliyetini birbirinden ayırmaktadır.

MAHKEME KARARININ SINIRLARI AÇIKTIR

Gerekçeli kararda, yolculuk paylaşımı amacıyla kurulduğu kabul edilen platformun genel olarak yasaklanamayacağı belirtilirken, sürücünün sistemi ticari amaçla kullanması durumunda ilgili idari makamların yaptırım uygulayabileceği de açıkça ifade edilmektedir. Dolayısıyla mahkemenin değerlendirmesi, sürücülere sınırsız ve ruhsatsız ticari taşımacılık hakkı tanıyan bir karar olarak sunulamaz.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek 2. maddesindeki çalışma izni ve ruhsat hükümleri yürürlüktedir. Nitekim 2026 yılında kabul edilen 7574 sayılı Kanun ile ilgili ihlallere ilişkin yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. Bir platformun hukuki niteliği hakkındaki yargı kararı, kanunla belirlenen bu yükümlülükleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

GERÇEK YOLCULUK PAYLAŞIMI İLE TİCARİ TAŞIMACILIK AYRILMALIDIR

Kendi güzergâhında seyahat eden bir kişinin masraf paylaşımı amacıyla bir başkasını aracına alması ile günün büyük bölümünde yolcu taleplerini kabul ederek ücret karşılığında düzenli taşımacılık yapması aynı şey değildir. Faaliyetin niteliği yalnızca sözleşmede “kâr amacı yoktur” yazmasına göre değil, gerçek kullanım biçimine, güzergâhlara, yolculuk sıklığına ve alınan bedellere göre değerlendirilmelidir.

Sürücü yolcunun istediği noktaya yönlendiriliyor mu? Gün içerisinde kaç farklı ücretli taşıma gerçekleştiriliyor? Önerilen bedel gerçekten yalnızca ortak yolculuğun giderlerini mi karşılıyor? Platform, talep ve fiyat oluşumunu ne ölçüde yönlendiriyor? Bu sorulara somut verilerle yanıt verilmeden her işlemin ticari olmayan paylaşım sayılması sağlıklı değildir.

REKABETTE EŞİTLİK VE ŞEFFAFLIK İSTİYORUZ

Taksi taşımacılığı ruhsat, denetim, mesleki yükümlülük ve kamu hizmeti sorumluluklarıyla yürütülmektedir. Aynı ulaşım talebine hizmet veren farklı modeller söz konusu olduğunda, yolcu güvenliği ve kamusal denetimin etkisizleşmesine yol açacak bir düzenleme boşluğunun sürdürülmesi kabul edilemez. Hiçbir ulaşım modeli sırf dijital bir uygulama üzerinden çalıştığı için denetim dışında kalmamalıdır.

Martı TAG’ın komisyon alıp almaması veya platform sözleşmesinde kâr yasağı bulunması, gerçek hayattaki bütün sürücü faaliyetlerinin kendiliğinden ticari olmadığını göstermeye yetmez. Aynı şekilde, teknoloji şirketi olmak da tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Esas mesele, fiili faaliyetin objektif ölçütlerle ve eşit uygulanan kurallarla değerlendirilmesidir.

YOLCUNUN CAN GÜVENLİĞİ VE ÇALIŞAN ŞOFÖRÜN HAKKI ESASTIR

Bu tartışmayı yalnızca bir uygulamanın varlığına indirgemek istemiyoruz. Yolcunun güvenliği, sürücünün yeterliliği, araçların denetimi, uygun sigorta güvencesi, vergisel yükümlülükler, çalışma koşulları ve kaza hâlinde sorumluluğun kimde olduğu açık kurallara bağlanmalıdır. Kamu hizmeti niteliğindeki şehir içi ulaşımda belirsizlikten ne yolcu ne de emekçi kazançlı çıkar.

BU DURUM EN ÇOK ÇALIŞAN ŞOFÖRLERI ETKILEMEKTEDIR

Ayrıca taksi sektörüne ilişkin kararların görüşüldüğü her zeminde fiilen direksiyon başında çalışan taksi şoförlerinin temsil edilmesini zorunlu görüyoruz. Plaka sahiplerinin haklarıyla birlikte, geçimini direksiyon başında sağlayan şoförlerin sosyal güvencesi, can güvenliği ve mesleki geleceği de dikkate alınmalıdır. Şoför, bu mesleğin figüranı değil asli unsurudur.Bu belirsizlikten en çok Zarar gören şoförlerdir.

YARGITAY DENETİMİ MÜMKÜNDÜR; SÜREÇ TAMAMLANMIŞ DEĞİLDİR

Paylaşılan kararın hüküm bölümünde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle kararın bütün kanun yolları tüketilmiş, tartışmasız ve kesin bir nihai sonuç olarak sunulmasını doğru bulmuyoruz. Temyiz hakkının kullanılması, davanın tarafı olan kuruluşların ve vekillerinin takdirindedir.

Birleşik Taksi Şoförleri Derneği olarak, haksız rekabetin kapsamı, platformun organizasyon rolü, kullanıcı sözleşmesindeki hükümler ile fiili uygulamanın ilişkisi ve yolcu taşımacılığındaki izin rejimi yönlerinden kararın hukukçular tarafından ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini önemsiyoruz.

SON SÖZÜMÜZ

Bizler yeniliğe, dijital dönüşüme veya vatandaşın kaliteli ulaşım hizmetine erişmesine karşı değiliz. Karşı olduğumuz; bir tarafta sıkı kurallara tabi tutulan meslek mensupları bulunurken diğer tarafta fiilen benzer ticari hizmetlerin hukuki statüsünün belirsiz bırakılmasıdır. Çözüm, tartışmayı kutuplaştırmak değil; adil, denetlenebilir ve herkes için güvenli bir ulaşım sistemi kurmaktır.

Kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz: Bir mahkeme kararı üzerinden ruhsatsız ticari taşımacılığa genel serbestlik sonucu çıkarılmasına itiraz ediyor; hukuki süreci yakından izleyerek çalışan taksi şoförlerinin meşru haklarını ve yolcularımızın güvenliğini savunmaya devam edeceğiz.

 

Memduh ÇIRAK
Başkan

BİRLEŞİK TAKSİ ŞOFÖRLERİ DERNEĞİ (BTD)



ÜYE GİRİŞİ




web counter